Lys Sınavı, Ygs Sınavı, Lys ve Ygs Soruları, Lys ve Ygs Sonuçları, Lys Sonuçları, Ygs Sonuçları, Lys Sınavı, Ygs Sınavı, Lys Soruları, Ygs Soruları, Lys sınavı, Ygs Sınavı, Lys ygs sınavları, Lys ve Ygese Hakkında Herşey, lys, lys kitapları, lys testleri, lys sonuçları, lys nedir, lys çözümleri, Lys hazırlık, Lys soruları, Lys kitapları, Lys konu anlatım

Memur Hakkını Kaybetti

Posted by: yayindunyasi on: Eylül 1, 2009

Memurlar, Kazanılmış Haklarını Dahi Kaybetti. Hükümet, Memurlara Verdiği Sözleri Tutmuyor. Hükümetin Bütçe Dengesinde Memur Yok. Yetkili Sendikalar, Hükümete Çanak Tuttu
Hükümet Sözünü Tutmadı

Memur maaşlarına 2010 yılında yapılacak zammın görüşüldüğü Toplu Görüşmeler 7. turun ardından uzlaşmazlıkla neticelenerek sona erdi.

Hükümetin yüzde 2.5 artı 2.5 zam önerisini, memurların onaylamalarının mümkün olmadığını söyleyen Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, Bu yıl 8. si yapılan Toplu görüşmelerde geçmiş yıllarda olduğu gibi memurlar lehine bir kazanım elde edilemediğini belirterek, “Bilanço, bu yılda sıfıra sıfır elde var sıfır olmuştur” dedi.

Memurlar, Kazanılmış Haklarını Dahi Kaybetti

BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Toplu Görüşmelerde, yetkili sendikaların kamu çalışanlarına yeni haklar kazanmak bir tarafa kazanılmış haklarını dahi koruyamadığını, bugüne kadar yapılan toplu görüşmelerde memurların, asgari geçim indirimi, gerçekleşen enflasyon artı refah payı kadar maaş artış uygulaması, muayene ve tedavi katkı payları, ilaç bedellerinden yüzde 20 oranında katkı payı alınması, eş değer ilaçlardan fiyat farklı alınması, emekli sandığı şahıs kesintilerinin yüzde 15′den yüzde 16′ya yükseltilmesi, kamu görevlilerinin (m.b.) sunulan sağlık ve sosyal hizmetlerinin kısıtlanması, emekli olacakların yaşlılık aylığının azalması, eşit işe eşit ücreti öngören kararnamenin uygulamadan kaldırılması gibi onlarca kazanılmış haklarını kaybettiklerini kaydetti.

Hükümet, Memurlara Verdiği Sözleri Tutmuyor

Toplu Görüşmelerde yetkili sendikaların hükümetten öncelikle kazanılmış hakların güvenceye alınacağına dair yazılı belge alması ve maaş artışlarını enflasyon öngörüsü ile belirleyen hükümetin ortaya çıkan enflasyon farkını bir sonraki aydan itibaren refah payı da eklenmek suretiyle aylıklara yansıtacağına dair yazılı taahhütte bulunması gerektiğini belirten Gürkan Avcı, Hükümet bu yıla kadar yapılan tüm görüşmelerde varılan mutabakatların hiçbirine uymamıştır. Hükümet memurlara verdiği sözlerin hiçbirini tutmamıştır. Maalesef bu yılda Toplu görüşmeler, toplu oyalamaya dönüşmüştür. Hükümet, 2 milyon memuru, gözlerinin içine baka baka oyalamıştır, dedi.

Hükümetin Bütçe Dengesinde Memur Yok

Hükümetin, izlediği yanlış politikalar ve neo-liberal yaklaşımlar yüzünden gittikçe bozulan bütçe dengelerini gözetme gerekçesiyle memurları mağdur ettiğini ifade eden Gürkan Avcı, Hükümetin bütçe dengesi dediği şeyde memur yok. İşçi yok. Çiftçi yok. Yoksul yok. Emekli yok. Milyonlarca işsiz genç yok. Hükümetin bütçe dengesi dediği şeyde küresel patronlar ve yerli distribütör işadamlarının parmağı var. Biz de bu dengeleri bozmaya ant içtik. Biz onurlu memurlar, biz bağımsız eğitimciler hükümetin oyununu bozacağız. Biz hükümetle birlikte aile fotoğrafı çektiren konfederasyon başkanlarının oyununu da bozacağız. Biz kendi ailemizin arasında, kamu görevlilerinin arasında poz vermeye devam edeceğiz. Toplu Görüşme mücadelesinden ‘Oynamıycam’ diyen marazlı bir çocuk gibi kaçarak ucuz kahramanlık yapan KESK, Toplu Görüşmeleri yürüten Bakan Hayati Yazıcı’nın yanında uslu çocuk gibi oturan Memur-Sen ve utangaç, sakar, beceriksiz çocuk gibi duran Kamu-Sen kimin onurluca mücadele verdiğini, kimin gerçek sendika olduğunu görecektir. Toplu Görüşmeler, hükümet ve sözde yetkili sendikalar bizim için bitmiştir. Ancak, mücadelemiz asıl bundan sonra başlayacaktır, dedi.

Yetkili Sendikalar, Hükümete Çanak Tuttu

Ürkek, beceriksiz ve etkisiz yetkili sendikalar nezaretinde Toplu görüşmelerin 15 gün değil, 15 yüzyıl yapılması halinde bile hiçbir şeyin değişmeyeceğini söyleyen Gürkan Avcı, Memur Sen, Kamu Sen ve KESK yüzünden memurların düştüğü durum içler acısıdır. Yetkili sendikalar, hükümetin yüzde 2,5 zam vererek memurla alay etmesine adeta çanak tutmuşlardır. Atı alan hükümet Üsküdar’ı geçmiştir. Artık yetkili sendikaların tepki gösterme ve eylem tehditleri “dostlar alışverişte görsün” tabirinden öteye geçmeyecektir. Kazanılmış hakları dahi koruyamayan, taleplerini, tepkilerini ve eylemlerini ortaklaştıramayan, toplu görüşmenin ciddiyetinden habersiz bulunan yetkili sendikalarla memurların beklentilerinin karşılanması ve sorunlarının çözülmesi asla mümkün değildir. Memurlar sendika üyelik tercihlerini gözden geçirmedikleri takdirde, siyasi sendikaların istismarlarına kapılmaya devam ettikleri müddetçe, yetkili ama etkisiz bu sendikaları sendika mezarlığına göndermediği sürece 8 yıldır yaşadıkları hüsrana yenilerini eklemeye mahkum olduklarını unutmamalıdırlar, dedi.

Hükümet de, AB’de Kılını Kıpırdatmıyor

Her yıl 15 Ağustos’ta başlayan görüşmelerin ‘Toplu Görüşme’ değil ‘Toplu Sözleşme’ adı altında yapılmasının bir elzem haline geldiğini söyleyen BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Toplu görüşme sisteminin kamu görevlilerinin menfaatine olmadığını ve aradan geçen 8 yıllık süre içinde bunun açıkça ortaya çıktığını kaydederek, Toplu görüşmeler, memurların taleplerini değerlendirmek yerine hükümet lehine tek taraflı dayatmalarla sonlanmaktadır. Etkisiz ve beceriksiz yetkili sendikalarında tuz biber olmasıyla hiçbir yaptırımı olmayan toplu görüşme sürecinin sonucunda hükümetler kendi bildiklerini uygulamışlar ve kamu çalışanlarını yoksulluğa mahkum etmişlerdir. Oysa toplu sözleşme ve grev hakkı memurların evrensel haklarının başında yer almaktadır. Her konuda AB kriterlerini referans gösteren hükümetin ve AB komiserlerinin memurlara Toplu Sözleşme ve grev hakkı verilmesi noktasında kıllarını kıpırdatmıyor olması da oldukça manidardır, dedi.

alıntı:

Üniversite Kayıtları Yarın Başlayacak

Posted by: yayindunyasi on: Eylül 1, 2009

2009-ÖSS sonucunda üniversitelere kayıt hakkı kazanan adaylar, kazandıkları programlar için belirlenen günde kayıt için başvuracak. Kayıt için belirlenen gün adayların sınav sonuç belgesinde yer alıyor. Adaylar kendilerine bildirilen günde, gerekli belgelerle birlikte ilgili üniversiteye başvurarak kayıt yaptırabilecek.

Bildirilen süre içinde kayıt için başvurmayan veya kayıt işlemlerini tamamlamayan adaylar haklarını kaybedecek.

Anadolu Üniversitesi Merkezi Açıköğretim Programlarını kazanan adayların kayıt işlemleri ve kayıt tarihi için Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne başvurmaları gerekiyor.

Bu arada, ÖSYM’nin hazırladığı 2009 Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alan uyarılara göre, ”Yükseköğretim öğrencileri, kılık kıyafet ile ilgili olarak yüksek yargı organları tarafından verilmiş kararlarla oluşmuş bulunan hukuki mevzuata uymak” zorunda.

-KAYITLARDA NÜFUS CÜZDANI İSTENMEYECEK-

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın üniversite rektörlüklerine gönderdiği ”Üniversite kayıtları” konulu genelgede belirtildiği üzere kayıtlar sırasında öğrencilerden yükseköğretim kurumları tarafından ”Nüfus cüzdanı” ve ”İkamet belgesi” istenmeyecek. Bu verilere ulaşmak için sadece T.C Vatandaşlık Numarası bilgisi istenecek.

Öğrencilerden ”Öğrenim katkı bedeli” haricinde de her ne ad altında olursa olsun hiçbir ücret talep edilmeyecek.

Kayıt için adaylar bizzat üniversiteye başvuracak. Postayla kayıt yapılmayacak. Belirtilen tarihlerde kayıt yaptırmayan adaylar hak iddia edemeyecek. Üniversiteler, kayıt yaptıracak adaylardan sağlık kurulu raporu isteyebilecek.

-EK YERLEŞTİRME-

Öte yandan, üniversitelere kayıtların tamamlanmasının ardından, merkezi yerleştirmede boş kalan kontenjanlar ile kayıtlar sonucunda boş kalan kontenjanlara ek yerleştirme yapılacak.

Üniversiteler kayıtlardan sonra boş kalan kontenjanları ÖSYM’ye bildirecek. Buna göre ek yerleştirme başvuru tarihleri ise ÖSYM tarafından duyurulacak.

ÖSS merkezi yerleştirme sonucuna göre üniversitelerde lisans programlarında 26 bin 643, ön lisans programlarında 61 bin 959 kontenjan boş kaldı.

alıntıdır

Kanada Üniversitesi Bir Türk’e Emanet

Posted by: yayindunyasi on: Eylül 1, 2009

1 Eylül 2009′dan itibaren beş yıllığına üniversitenin Akademi ve Provost’dan (bir numaralı yetkili müdür) sorumlu rektör yardımcılığına atanan Prof. Dr. Feridun Hamdullahpur, çok geniş yetkilerle donatıldı. Ottawa’nın en saygın üniversitesi Carleton’da son 9 yıldır rektör yardımcılığı görevini başarıyla yürüten Hamdullahpur, 28 milyon dolardan teslim aldığı üniversite araştırma bütçesini 101 milyon dolara çıkartması nedeniyle, ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde dikkatleri üzerine çekti.

Başarısının sırlarını Cihan’ a anlatan Prof. Dr. Hamdullahpur, Kanada’da üniversitelerin genişleme, araştırma ve akademik planlamalarını toplayacağı bağışlar ve yardımlar üzerinden yaptığını ve tamamını bulduğunu söyledi. Türkiye’de özel üniversiteler dışında devlet üniversitelerinin genişleme bütçelerinin tamamını devletin sağlamasını eleştiren Hamdullahpur, “Bugün Türk üniversitelerin imkânları çok iyi. Devlet Planlama Teşkilatı ve TÜBİTAK’tan muazzam fonlar alıyorlar, ancak bütçelerini inanılmaz kötü harcıyorlar.” dedi.

Avrupa Birliği Bilimsel Araştırmaları Destekleme Fonu’ndan ve hatta NATO’dan Türk üniversitelerine kaynak aktığını dile getiren Hamdullahpur, “NATO, üyesi Kanada’nın üniversitelerine ise fon vermiyor. Türkiye’de eksiklik bugün maddi değildir.” diye ekledi.

Üniversitenin toplumu, toplumun da üniversitenin çalışmalarını niçin yaptığını anlaması gerektiğini söyleyen Hamdullahpur, pratik hayatta, endüstri ve iş dünyasında karşılığı olan araştırmaların yapılmasının çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Feridun Hamdullahpu, “Biz bir proje yürüttüğümüz zaman dışarıdan uzman çağırıp üçüncü görüş alıyoruz. Objektif görüş alışverişi çok önemlidir, hem şeffaflığı sağlar hem de ufuk açar. Türkiye, maalesef bunu yapmıyor.” diye konuştu.

“YABANCI ŞİRKETLEDEN BAĞIŞ ALIN”

Devletin üniversitelere desteğinin Kanada’da her geçen yıl azaldığına dikkati çeken Hamdullahpur, “Son ekonomik kriz ortamında bu sorun daha da derinleşti. Güçlü sermayesi olan özel şahısların yapacağı bağışlar, yeni yapacağımız üniversite ek binalarında en büyük kaynağımızı oluşturuyor. Bazısı yeni binaya veya bölüme kendi adının verilmesini istiyor, kimisi kendi seçtiği araştırma alanında araştırma yapılmasını şart koşuyor.” dedi. Üniversitenin binaların sadece elektrik, su, gaz gibi sabit masraflarını ödediğini söyleyen Hamdullahpur, “Mesela 60 milyon dolarlık en büyük projemizin tüm maliyetini dışarıya çıkıp topladık.” diye kaydetti.

“Amerikalı yabancı bir şirket mesela McDonald ülkenizde büyük paralar kazanıyorsa, bunun karşılığını topluma hizmet için üniversitelere bağış yaparak ödemeli.” şeklinde düşüncelerini aktaran Hamdullahpur, bu teklifinin kabul gördüğünü ve yabancı firmaların bugün Kanada üniversitelerinin genişleme ve araştırma bütçelerine önemli bağışlar yaptığını aktardı. Aynı formülün Türkiye’de de kullanabileceğine dikkat çeken Hamdullahpur, “Bunun için ülkemizde büyük kazançlar elde eden şirketleri biraz yönlendirme yapmak gerekiyor.” dedi

“VİZYON VE MOTİVASYON GEREKLİ”

Türkiye’de akademik ortamdaki çelişki nedeniyle çok yetenekli ve başarılı Türk akademisyenlerin dünya çapında etkili olamadığını savunan Prof. Dr. Hamdullahpur, bunun sebebini ise şöyle anlattı: “Motivasyon yok, vizyon ve yaratıcılık bulunmuyor. Kopyalama anlayışı var. Yeni bir fikir ve proje üretelim, acaba ne olabilir düşüncesi pek az. Kendi yaratıcılığımızı ortaya koymamız lazım. ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılmış çalışmaların kopyalanmasının Türk akademik hayatına faydası olamaz. Türkiye’nin her şeyi taklit, dış teknolojidir, yerli üretimi sayılıdır. Yeni, kendilerine özgü orijinal çalışmalar yapmalılar. Bu alanda üniversitelerimizin vizyon sahibi olması ve yönlendirme yapması çok önemli. Fikir bazında bazen bir şeyler yapılıyor, ancak uygulamada pratiği yok. Bunun nedeni, üniversite camiasının endüstri, iş dünyası ve genel olarak toplum ile bağlantılarının çok zayıf olması.”

FERİDUN HAMDULLAHPUR KİMDİR?

Kanada’da elde ettiği tüm başarıyı Türkiye’de aldığı eğitime borçlu olduğunu dile getiren Hamdullahpur, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Kimya mühendisliği alanında lisans ve yüksek lisans yaptı. 1985′de doktorasını tamamladığı Nova Scotia Teknik Üniversitesi’nde 1993 ve 1997 arasında dekanlık görevinde bulundu. Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı döneminde 1992 ve 1993 yıllarında hem Enerji hem de Çevre bakanlarının danışmanlığını yaptı. DalTech-Dalhousie Üniversitesi’nde 1997 ile 2000 yıllarında yüksek lisans öğrencileri ve araştırmalar bölümünden yetkili yönetici oldu. 4 yıldır başkanlığını üstlendiği Kanada Üniversitelerinin Ulusal Araştırma Bilim Laboratuarı Kurulu TRIUMF çerçevesinde Kanada’nın 2007 ile 2017 arasındaki genişleme projesini hazırladı. 2000 yılından beri Carleton üniversitesi rektör yardımcılığını yürütüyordu. Waterloo’da hem akademi ve araştırma, proje ve planlarını hazırlama hem de bütçeyi onaylayan makam olarak maliyede son kararı veren yetkili konumunda tek yönetici konumunda 30 Haziran 2014′a kadar görev yapacak.

alıntıdır

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.